Kız: Hapşu.
Normal adam: Çok yaşa.
Özenti adam: Çok sev.
Aşık adam: Sana üşüteceksin demiştim gerizekalı.
Orçun'la Zayıflıyorum. Bölüm 1
Hey maşallah dedirten bu foto ABD'den.. Çevremizde sıkça gördüğümüz bu manzaraya dur demek için "Orçun'la Zayıflıyorum" programını açıklıyorum. Günde 30 dakikanızı ayırarak daha zinde, formda kalmanın sırları işte burada.
Çoğu sitede zayıflamak için neler yapmanız gerekiyor, yok işte 10 adımda nasıl zayıflarsın falan boş konuşuyorlar, yazı yazıyorlar. Onların hepsini okudunuzda bir yararını göremediniz biliyorum, çünkü çoğu boş...
Kilo vermenin mantığı nedir? Kilo vermek, vücuttaki fazla yağ ve suyun dışarıya atılmasıdır. Yani istenen durum budur. Peki Bu yağ ve suyu nasıl dışarı atarız sorusu doğuyor, bunun cevabı ise çok basit yediğinizden fazlasını yakmanız gerekiyor! Normal tempoda bir insan günlük 2000-2500 kalori yakıyor, yediğiniz bu değerlerden fazla olursa vücut onları yağa çevirip sonradan kullanmak için depoluyor. Noluyomuş ya löp löp et koca koca ... oluyormuş. İlk kural neymiş boğazını tutacaksın! Yok ben su içsem yarıyor, nefes aldım bak göbek yaptı, yok öyle şeyler.
Peki neler yapmam gerekiyor? sorusuna gelecek olursak bu aslında önemli bir soru. Çoğu kişi diyet yapmalıyım diyor. Evet haklılar, piyasada, arkadaşınızdan netten bulduğunuz bir çok diyet programı var. Bunla haftada 7 kilo veriyormuşsun, bununla 5 kilo veriyormuşsun, bunu yapınca kanatların çıkıyormuş uçuyormuşsun. Hepsini yırtın atın!! Çünkü bu programlar kişiye özgü hazırlanmış, yani bu programlar size uygun değil. Size uygun programı belirlemek için önce diyetisyene gideceksiniz ve orada kan değerlerinizi, yeme içme alışkanlıklarınızı belirteceksiniz. Size en uygun diyeti uzman belirleyecek. Kaldı ki bir ayda ya da hafta 7 kilo çok abartılı bir rakam. Vücudun dengesini sarsar. Aylık 2 kilo çok makuldur. Kilo verme işini uzun zamana yayarsanız o kadar sağlam vücut disiplini yaratmış olursunuz. Böylece diyeti bıraktım ve hemen eski kiloma geri döndüm sorunu ortadan kalkar!
Şu an da kaç tane kız iç geçiriyordur bu fotoğrafa bakarak.
Neyse konuyu bölmeyelim :)
İlk yapmanız gereken koşu. Bu size gün içerisinde vücudun yakacağından fazlasını harcamak için gerekli olacaktır. Yani kilo almayı durdurmak ilk adım. Sonra dietle birlikte koşu yaptığınızda vücudunuzdaki yağ kütlelerini enerji olarak kullanacaksınız ve bunu yaparak yağ kütlelerini yok edeceksiniz.
Bölgesel kilo vermek istiyorum veremiyorum diyenlerde koşacak ama onlara da extra hareketler önereceğim hem koşu hem de bu hareketlerle mükemmel form hiç de zor değil.
Kilo vermek hakkında diğer bir konu takviye almak. Örneğin koşudan önce 1 bardak sade, şekersiz nescafe içmek size hem güç verecektir hem de yağ yakmanızı sağlayacaktır. Kahvenin içinde bulunan kafein doğal bir ağrı kesicidir diyebiliriz. Bu madde merkezi sinir sistemini etkileyerek acıya direnmenizi sağlayacak. Yani spor yaparken duyduğunuz hamlanmışım her yerim dökülüyor şikayetleriniz azalacak. Benim kahveyi kullanma şeklim şöyle. Bir bardak suya yaklaşık 4-5 çay kaşığı nescafe atıp soğumasını bekleyip yavaş yavaş içmek. Soğutmamın nedeni acılığını o kadar hissetmemem. Kafein acı kesmenin yanında yağ yakıcı bir fonksiyona sahiptir. Piyasada bir çok kafein hapı satılıyor(Supplement olarak) ama ben size doğal yolunu sunuyorum. Ter atarken yüksek miktarda yağ atmanın mükemmel yolu kafein...
Bu hazırladığınız kahveyi spordan 1 saat önce 1 bardak spordan sonra 1 bardak şeklinde tüketebilirsiniz. 2 haftadan sonra 1 hafta ara vermenizi tavsiye ederim bu ürün vücutta bağışıklığa neden oluyor ve olumlu etkilerini göremeyebiliyorsunuz, ara verdiğiniz taktirde mükemmel etkin bir şekilde kullanabilirsiniz.
Yazının birinci bölümünü okudunuz. 4 bölüm şeklinde yayınlanacak olan yazımızı takip etmeniz sizi başarıya ulaştıracaktır. Ben yaptım siz de yapabilirsiniz.
Çoğu sitede zayıflamak için neler yapmanız gerekiyor, yok işte 10 adımda nasıl zayıflarsın falan boş konuşuyorlar, yazı yazıyorlar. Onların hepsini okudunuzda bir yararını göremediniz biliyorum, çünkü çoğu boş...
Kilo vermenin mantığı nedir? Kilo vermek, vücuttaki fazla yağ ve suyun dışarıya atılmasıdır. Yani istenen durum budur. Peki Bu yağ ve suyu nasıl dışarı atarız sorusu doğuyor, bunun cevabı ise çok basit yediğinizden fazlasını yakmanız gerekiyor! Normal tempoda bir insan günlük 2000-2500 kalori yakıyor, yediğiniz bu değerlerden fazla olursa vücut onları yağa çevirip sonradan kullanmak için depoluyor. Noluyomuş ya löp löp et koca koca ... oluyormuş. İlk kural neymiş boğazını tutacaksın! Yok ben su içsem yarıyor, nefes aldım bak göbek yaptı, yok öyle şeyler.
Peki neler yapmam gerekiyor? sorusuna gelecek olursak bu aslında önemli bir soru. Çoğu kişi diyet yapmalıyım diyor. Evet haklılar, piyasada, arkadaşınızdan netten bulduğunuz bir çok diyet programı var. Bunla haftada 7 kilo veriyormuşsun, bununla 5 kilo veriyormuşsun, bunu yapınca kanatların çıkıyormuş uçuyormuşsun. Hepsini yırtın atın!! Çünkü bu programlar kişiye özgü hazırlanmış, yani bu programlar size uygun değil. Size uygun programı belirlemek için önce diyetisyene gideceksiniz ve orada kan değerlerinizi, yeme içme alışkanlıklarınızı belirteceksiniz. Size en uygun diyeti uzman belirleyecek. Kaldı ki bir ayda ya da hafta 7 kilo çok abartılı bir rakam. Vücudun dengesini sarsar. Aylık 2 kilo çok makuldur. Kilo verme işini uzun zamana yayarsanız o kadar sağlam vücut disiplini yaratmış olursunuz. Böylece diyeti bıraktım ve hemen eski kiloma geri döndüm sorunu ortadan kalkar!
Şu an da kaç tane kız iç geçiriyordur bu fotoğrafa bakarak.
Neyse konuyu bölmeyelim :)
İlk yapmanız gereken koşu. Bu size gün içerisinde vücudun yakacağından fazlasını harcamak için gerekli olacaktır. Yani kilo almayı durdurmak ilk adım. Sonra dietle birlikte koşu yaptığınızda vücudunuzdaki yağ kütlelerini enerji olarak kullanacaksınız ve bunu yaparak yağ kütlelerini yok edeceksiniz.
Bölgesel kilo vermek istiyorum veremiyorum diyenlerde koşacak ama onlara da extra hareketler önereceğim hem koşu hem de bu hareketlerle mükemmel form hiç de zor değil.
Kilo vermek hakkında diğer bir konu takviye almak. Örneğin koşudan önce 1 bardak sade, şekersiz nescafe içmek size hem güç verecektir hem de yağ yakmanızı sağlayacaktır. Kahvenin içinde bulunan kafein doğal bir ağrı kesicidir diyebiliriz. Bu madde merkezi sinir sistemini etkileyerek acıya direnmenizi sağlayacak. Yani spor yaparken duyduğunuz hamlanmışım her yerim dökülüyor şikayetleriniz azalacak. Benim kahveyi kullanma şeklim şöyle. Bir bardak suya yaklaşık 4-5 çay kaşığı nescafe atıp soğumasını bekleyip yavaş yavaş içmek. Soğutmamın nedeni acılığını o kadar hissetmemem. Kafein acı kesmenin yanında yağ yakıcı bir fonksiyona sahiptir. Piyasada bir çok kafein hapı satılıyor(Supplement olarak) ama ben size doğal yolunu sunuyorum. Ter atarken yüksek miktarda yağ atmanın mükemmel yolu kafein...
Bu hazırladığınız kahveyi spordan 1 saat önce 1 bardak spordan sonra 1 bardak şeklinde tüketebilirsiniz. 2 haftadan sonra 1 hafta ara vermenizi tavsiye ederim bu ürün vücutta bağışıklığa neden oluyor ve olumlu etkilerini göremeyebiliyorsunuz, ara verdiğiniz taktirde mükemmel etkin bir şekilde kullanabilirsiniz.
Yazının birinci bölümünü okudunuz. 4 bölüm şeklinde yayınlanacak olan yazımızı takip etmeniz sizi başarıya ulaştıracaktır. Ben yaptım siz de yapabilirsiniz.
Yaftalar:
bizden,
diyet listeleri,
kafein,
kahve,
kilo vermek,
kilo vermenin mantığı,
nescafe,
orçunla zayıflıyorum
gün içinde yaşadığım bazı sıkıntılar
benm bel gamzem var senin de var mı şeklnde soru yönelttiğm insanların bilmem hiç götüme bakmadım derken yüzüme alaycı bir ifade takınarak bakması.
ne yani siz hiç sevişmediniz mi de diyemyosun...
ne yani siz hiç sevişmediniz mi de diyemyosun...
Güzel Bir Gün
Geçen gün kuzenimin bir işi için Denizbank’ın bir şubesine gittik onun işi uzun sürünce ben de bir yere oturup bekledim . gözüme bi kız çarptı gayet alımlı hoş bir kızdı, ilk başlarda stajyer olduğunu düşünmüştüm, haksız da değildim . elinde bi dosyayla geçti önümden, gözü bana takıldı ben de onu gördükten sonra gözlerimi kaçıramadım bi daha. Beni farketmiş olacak ki karşımda ki masanın iki sandalyesinden, bana sırtı dönük olacak şekilde olana oturdu, biraz vakit geçirdi ve tekrar kalkıp geldiği yöne doğru gitti. Doğal olarak yine yanımdan geçti ve geçerken yine bi kısa süreli göz teması oluştu.
Aradan 5 dakika geçmemişti ki merdivenlerde tekrar göründü, bu sefer elinde bişiy yoktu ve yürüyüşünden acelesi olmadığını da anlamak zor değildi. Gelip yine yanımdan geçti (bakışma faslını geçiyorum artık) , tekrar aynı masaya bu sefer yüzü bana dönük bir şekilde oturdu. 10 saniyelik aralarla 20 dakika boyunca göz göze geldik , o baktığında tebessüm ediyordum fakat o gözlerini kaçırarak ya da karsısında kı kıza bıseyler sorarak bu ataklarımı savuşturuyordu. 3- 5 defa kafamla işaret yapıp dışarı gelmesini söyledimse de çıkmadı . o arada kuzenım geldi hadi gidelim dedi zaten gitmemiz gereken çok yer vardı akşamına da bı arkadaşımla bulusucaktım onu da ekmek ıstemıyordum o yüzden mecburen kalktım.
Ertesi gün aklımın bi köşesinde yer edindiğini farkettim ve akşama kadar onunla tanışmanın yollarını aradım. Ertesi günü, mesai saatinin bitimine doğru tekrar bankaya gittim . önce etrafıma bakındım göremedim elime bi broşür alıp oturdum 15 -20 dakika sonra yine o merdivenlerden yine elinde bir dosyayla indiğini gördüm oda beni gördü görmemesi mümkün değildi zaten . önce şaşırdı daha sonra utangaç bir tavırla tebessüm edip devam etti. Bi masanın basında durup bişeyler anlatıyordu, ben de kalkıp geldiği yöne, merdivenlerin oraya gidip bekledim çok geçmeden o da geldi . bir adım atıp yolunu keser gibi önüne geçtim . – kaçta çıkıyorsun işten dedim ? –anlamadım ? dedi. - duydun işte dedim dedim – bilmene gerek yok dedi. – seninle tanışmadan gidersem gerçekten içimde kalır dedim pişkin bir tavırla . tebessüm etti. Ama bişey demedi yukarı çıkmak için yeltendi mecburen çekildim bende , bir iki basamak çıktıktan sonra ağzından tek bir rakam çıktı – 6…. Hiç bir şey olmamış gibi merdivenleri çıkmaya devam etti . randevuyu koparmış bir ergen gibi mutluydum nedense, çıktım bankadan yağmur yağıyordu şemsiyemi açtım saat 5 e 20 vardı. Gittim bi yerde çay içtim kendi kendime neler konuşacağımı kurdum kafamda . kendi kendime espriler yaptım güldüm , salak bir tavır içindeydim yani. Saat 6 ya doğru mevziye geçip siper aldım hafiften yağmur yağıyodu 6 gibi kesildi. Derken bankanın kapısında belirdi beni göremeyeceği bir yerdeydim . gözleri bişey arıyor gibiydi . hoşuma gıttı . hemen yanına gittim benim geldiğimi, görünce bi doğruldu, silkelendi konuşmaya yapmaya hazırlanan okul müdürü gibiydi, bi, mikrofona hohlamadığı kaldı yanı . ilk anda ne tepkı verecegını bılemedıgım ıcın konuşmaya katmak ıstedım dırek – teşekkür ederim dedim - ne için ? dedi – içimde ukte bırakmadığın için dedim, tebessüm etti , ne yalan söyleyim çokta güzel yapıyordu o işi… - karnın aç mı ? birşeyler yemek ister misin ? dedim - yok hayır aç değilim dedi – bişeyler içelim dedim – yürümeyi tercih ederim bütün gün içerde oturuyorum dedi bankayı işaret ederek. – peki dedim gülerek ve ekledim yağmur gelebilir dedim – olsun dedi ve yürümeye başladı , nereye gidiyor ya bu derken yanına yanaştım kafam da kurduğum şeylerı aklıma getırmeye çalışıyorum ama ne mumkun, bısey dıyemıyorum . konuşmam gittikçe saçmalaşıyordu. Derken o söze girdi – ne iş yapıyorsun dedi – öğretmenim dedim , yüzünde bi şaşırma efektiyle birlikte – hadi ya ! nerede görev yapıyosun hangi okulda? Dedi . – hiçbir okulda görev yapmıyorum dedim . – öğretmenim demedin mi ? dedi – mühendislik fakültesinden mezun olan birine iş bulamayana kadar mühendis demiyor musun dedim vermek istediğim mesajı alarak – haklısın özür dilerim utandım şimdi dedi – senin utanman yersiz dedim böyle alışılmış böyle devam ediyor dedim gülerek . – peki öğretmenim dedi gülerek , tebessüm edip devam ettim yürümeye – iş konuşmasak dedim – neden ? dedi – benim için sıkıntılı bi konu anlatarak senın de sıkılmanı ıstemem zira bu günü güzel hatırlamanı istiyorum dedim –peki dedi tebessüm ederek .

Yürüye yürüye kültürparka kadar gelmiştik , - girelim içeri dedi – olur dedim. Bişeylerden bahsetti okulundan filan çok uzun yazamıcam hiç buraya . – şarkı söylemeyi sever misin dedi – tek başımayken evet dedim – niye ki ? dedi gülerek – yanımda kilere eziyet etmenin bi manası yok dedim , yine güldü – sen seviyorsun galiba dedim , - evet dedi – söylesene dedim – olur ama beğenmiş gibi yap dedi – olur dedim gülerek , bi yerde durduk her yer ıslak olduğu için oturamadık ayakta öylece karşılıklı… - ne söyliyim ? dedi – bilmem hangi şarkıyı istersen ben dinlerim dedim – peki ozaman dedi. Kız şarkıya başladı ben de dünyadan koptum. Olm çok güzel sesi vardı ya mest oldum resmen o kelimenin hakkını verdim . söylediği şarkı rafet el romandan “sürgün “ dü ama bu kadar güzel söylenir . bitirdi – hayran kaldım dedim. Rol yapmayı bırak gerçek fikirlerini duymak istiyorum dedi – hasta oldum dedim – içinde ki ayıyı çıkar demedim dedi gülerek ben de güldüm – gerçekten çok beğendim yaa dedim - bi tane daha söylesene dedim - olmaz dedi - neden ? dedim -sen de söylüceksin dedi - niye ya dedim - öyle dedi --sen söylemezsen ben de söylemem dedi . hiç bişey demedim bekledim öylece – tamam merak etme beğenmiş gibi yaparım dedi gülerek – peki dedim ( sesim fena değildir de ayak yapıyorum işte) - ben de başladım gül güzelini söyledim bitirdim. Bende ki şaşkın ifadenin bi benzerini onun yüzünde gördüm – hiç fena değil hem de hiç dedi – konservatuar düşünür müsün dedim – hayır gerçekten beğendim dedi. – peki dedim tebessüm edip. – ondan sonra iyice ısındık bırbırımıze ben normal halıme gerı dondum esprıler sakalar fılan derken saatte ılerlıyordu tabı . kulturparktan çıkalım dedı – peki dedim nereye gidelim – heykelden otobüse binerim dedi. –oraya kadar yürüyecek miyiz yorgun değil misin dedim – sıkıldıysan otobüse burdan da bınerım diyip lafı terlik altıyla vurmuş gibi yüzüme yapıştırdı. Biraz yürüdükten sonra yağmur atıştırmaya başladı . şemsiyesini açtı ben açmadım bekledim. – ıslanıcaksın niye açmıyosun dedi – şemsiyeler yürürken mesafe koyacak aramıza dedim . güldü kendi şemsiyesini kapattı – aç dedi , açtım kendi şemsiyemi geldi koluma girdi. – mesafeleri kaldırdık mı dedi, mahcup bi tavırla – evet dedim – peki dedi gülerek ve yürümeye başladık yine yolda konuşarak gittik bir sürü şeyden bahsettik ama sabaha kadar daha konuşabilirdim , durağa nasıl geldiğimizi anlamadım zaten . S2 ‘ ye binecekmiş siteler de oturuyor diye tahmin ettim soramadım zaten – geleyim evine kadar bırakayım sorun olur mu dedim – yok boşver annemle filan denk geliriz gereksiz bi ekşın yaşamayalım dedi – güldüm peki dedim – bir şey unutmadın mı dedi neyi dedim adımı sormadın hiç dedi , hassiktir harbiden kızın daha adını bile bilmiyorum dedim kendi kendime , - gerçekten yaa dedim gülerek – burcu ben dedi elini uzatarak ben de elimi uzattım yunus dedim – çok marjinal bi ismin varmış dedi gülerek 22 yıldır idare ediyorum dedim , -bir şey daha unutmadın mı dedi, - telefonunu verir misin dedim – yaz dedi – hayır kullandığın makine olarak dedim – soru işareti belirdi yüzünden yine de uzattı kendi numaramı yazdım – istediğin zaman ararsın dedim – deli dedi gülerek otobüsü geldi görüşürüz dedi tokalaşıp öptü ben kaldım öylece , bindi otobüse ve gitti , aradan 5 dakika geçti ben hala aynı duraktaydım derken bi mesaj geldi, tanımadığım bi numara onun olduğunu anlayıp heyecanlandım , mesajı açtım – çok güzel bir gün dü teşekkür ederim yazıyordu. Ben de teşekkür ederim yazdım bugünümü güzel kıldığın için…..
Aradan 5 dakika geçmemişti ki merdivenlerde tekrar göründü, bu sefer elinde bişiy yoktu ve yürüyüşünden acelesi olmadığını da anlamak zor değildi. Gelip yine yanımdan geçti (bakışma faslını geçiyorum artık) , tekrar aynı masaya bu sefer yüzü bana dönük bir şekilde oturdu. 10 saniyelik aralarla 20 dakika boyunca göz göze geldik , o baktığında tebessüm ediyordum fakat o gözlerini kaçırarak ya da karsısında kı kıza bıseyler sorarak bu ataklarımı savuşturuyordu. 3- 5 defa kafamla işaret yapıp dışarı gelmesini söyledimse de çıkmadı . o arada kuzenım geldi hadi gidelim dedi zaten gitmemiz gereken çok yer vardı akşamına da bı arkadaşımla bulusucaktım onu da ekmek ıstemıyordum o yüzden mecburen kalktım.
Ertesi gün aklımın bi köşesinde yer edindiğini farkettim ve akşama kadar onunla tanışmanın yollarını aradım. Ertesi günü, mesai saatinin bitimine doğru tekrar bankaya gittim . önce etrafıma bakındım göremedim elime bi broşür alıp oturdum 15 -20 dakika sonra yine o merdivenlerden yine elinde bir dosyayla indiğini gördüm oda beni gördü görmemesi mümkün değildi zaten . önce şaşırdı daha sonra utangaç bir tavırla tebessüm edip devam etti. Bi masanın basında durup bişeyler anlatıyordu, ben de kalkıp geldiği yöne, merdivenlerin oraya gidip bekledim çok geçmeden o da geldi . bir adım atıp yolunu keser gibi önüne geçtim . – kaçta çıkıyorsun işten dedim ? –anlamadım ? dedi. - duydun işte dedim dedim – bilmene gerek yok dedi. – seninle tanışmadan gidersem gerçekten içimde kalır dedim pişkin bir tavırla . tebessüm etti. Ama bişey demedi yukarı çıkmak için yeltendi mecburen çekildim bende , bir iki basamak çıktıktan sonra ağzından tek bir rakam çıktı – 6…. Hiç bir şey olmamış gibi merdivenleri çıkmaya devam etti . randevuyu koparmış bir ergen gibi mutluydum nedense, çıktım bankadan yağmur yağıyordu şemsiyemi açtım saat 5 e 20 vardı. Gittim bi yerde çay içtim kendi kendime neler konuşacağımı kurdum kafamda . kendi kendime espriler yaptım güldüm , salak bir tavır içindeydim yani. Saat 6 ya doğru mevziye geçip siper aldım hafiften yağmur yağıyodu 6 gibi kesildi. Derken bankanın kapısında belirdi beni göremeyeceği bir yerdeydim . gözleri bişey arıyor gibiydi . hoşuma gıttı . hemen yanına gittim benim geldiğimi, görünce bi doğruldu, silkelendi konuşmaya yapmaya hazırlanan okul müdürü gibiydi, bi, mikrofona hohlamadığı kaldı yanı . ilk anda ne tepkı verecegını bılemedıgım ıcın konuşmaya katmak ıstedım dırek – teşekkür ederim dedim - ne için ? dedi – içimde ukte bırakmadığın için dedim, tebessüm etti , ne yalan söyleyim çokta güzel yapıyordu o işi… - karnın aç mı ? birşeyler yemek ister misin ? dedim - yok hayır aç değilim dedi – bişeyler içelim dedim – yürümeyi tercih ederim bütün gün içerde oturuyorum dedi bankayı işaret ederek. – peki dedim gülerek ve ekledim yağmur gelebilir dedim – olsun dedi ve yürümeye başladı , nereye gidiyor ya bu derken yanına yanaştım kafam da kurduğum şeylerı aklıma getırmeye çalışıyorum ama ne mumkun, bısey dıyemıyorum . konuşmam gittikçe saçmalaşıyordu. Derken o söze girdi – ne iş yapıyorsun dedi – öğretmenim dedim , yüzünde bi şaşırma efektiyle birlikte – hadi ya ! nerede görev yapıyosun hangi okulda? Dedi . – hiçbir okulda görev yapmıyorum dedim . – öğretmenim demedin mi ? dedi – mühendislik fakültesinden mezun olan birine iş bulamayana kadar mühendis demiyor musun dedim vermek istediğim mesajı alarak – haklısın özür dilerim utandım şimdi dedi – senin utanman yersiz dedim böyle alışılmış böyle devam ediyor dedim gülerek . – peki öğretmenim dedi gülerek , tebessüm edip devam ettim yürümeye – iş konuşmasak dedim – neden ? dedi – benim için sıkıntılı bi konu anlatarak senın de sıkılmanı ıstemem zira bu günü güzel hatırlamanı istiyorum dedim –peki dedi tebessüm ederek .

Yürüye yürüye kültürparka kadar gelmiştik , - girelim içeri dedi – olur dedim. Bişeylerden bahsetti okulundan filan çok uzun yazamıcam hiç buraya . – şarkı söylemeyi sever misin dedi – tek başımayken evet dedim – niye ki ? dedi gülerek – yanımda kilere eziyet etmenin bi manası yok dedim , yine güldü – sen seviyorsun galiba dedim , - evet dedi – söylesene dedim – olur ama beğenmiş gibi yap dedi – olur dedim gülerek , bi yerde durduk her yer ıslak olduğu için oturamadık ayakta öylece karşılıklı… - ne söyliyim ? dedi – bilmem hangi şarkıyı istersen ben dinlerim dedim – peki ozaman dedi. Kız şarkıya başladı ben de dünyadan koptum. Olm çok güzel sesi vardı ya mest oldum resmen o kelimenin hakkını verdim . söylediği şarkı rafet el romandan “sürgün “ dü ama bu kadar güzel söylenir . bitirdi – hayran kaldım dedim. Rol yapmayı bırak gerçek fikirlerini duymak istiyorum dedi – hasta oldum dedim – içinde ki ayıyı çıkar demedim dedi gülerek ben de güldüm – gerçekten çok beğendim yaa dedim - bi tane daha söylesene dedim - olmaz dedi - neden ? dedim -sen de söylüceksin dedi - niye ya dedim - öyle dedi --sen söylemezsen ben de söylemem dedi . hiç bişey demedim bekledim öylece – tamam merak etme beğenmiş gibi yaparım dedi gülerek – peki dedim ( sesim fena değildir de ayak yapıyorum işte) - ben de başladım gül güzelini söyledim bitirdim. Bende ki şaşkın ifadenin bi benzerini onun yüzünde gördüm – hiç fena değil hem de hiç dedi – konservatuar düşünür müsün dedim – hayır gerçekten beğendim dedi. – peki dedim tebessüm edip. – ondan sonra iyice ısındık bırbırımıze ben normal halıme gerı dondum esprıler sakalar fılan derken saatte ılerlıyordu tabı . kulturparktan çıkalım dedı – peki dedim nereye gidelim – heykelden otobüse binerim dedi. –oraya kadar yürüyecek miyiz yorgun değil misin dedim – sıkıldıysan otobüse burdan da bınerım diyip lafı terlik altıyla vurmuş gibi yüzüme yapıştırdı. Biraz yürüdükten sonra yağmur atıştırmaya başladı . şemsiyesini açtı ben açmadım bekledim. – ıslanıcaksın niye açmıyosun dedi – şemsiyeler yürürken mesafe koyacak aramıza dedim . güldü kendi şemsiyesini kapattı – aç dedi , açtım kendi şemsiyemi geldi koluma girdi. – mesafeleri kaldırdık mı dedi, mahcup bi tavırla – evet dedim – peki dedi gülerek ve yürümeye başladık yine yolda konuşarak gittik bir sürü şeyden bahsettik ama sabaha kadar daha konuşabilirdim , durağa nasıl geldiğimizi anlamadım zaten . S2 ‘ ye binecekmiş siteler de oturuyor diye tahmin ettim soramadım zaten – geleyim evine kadar bırakayım sorun olur mu dedim – yok boşver annemle filan denk geliriz gereksiz bi ekşın yaşamayalım dedi – güldüm peki dedim – bir şey unutmadın mı dedi neyi dedim adımı sormadın hiç dedi , hassiktir harbiden kızın daha adını bile bilmiyorum dedim kendi kendime , - gerçekten yaa dedim gülerek – burcu ben dedi elini uzatarak ben de elimi uzattım yunus dedim – çok marjinal bi ismin varmış dedi gülerek 22 yıldır idare ediyorum dedim , -bir şey daha unutmadın mı dedi, - telefonunu verir misin dedim – yaz dedi – hayır kullandığın makine olarak dedim – soru işareti belirdi yüzünden yine de uzattı kendi numaramı yazdım – istediğin zaman ararsın dedim – deli dedi gülerek otobüsü geldi görüşürüz dedi tokalaşıp öptü ben kaldım öylece , bindi otobüse ve gitti , aradan 5 dakika geçti ben hala aynı duraktaydım derken bi mesaj geldi, tanımadığım bi numara onun olduğunu anlayıp heyecanlandım , mesajı açtım – çok güzel bir gün dü teşekkür ederim yazıyordu. Ben de teşekkür ederim yazdım bugünümü güzel kıldığın için…..
BLOG ADAM OL
olm bişeyler yazın lan az hareket gelsin bloga bi ekşın olsun, fırsat bulunca yazıcam bende..
benim işim
Her gece sana kavuşmaya uyuyup
Her sabah senin aşkına uyanırım
Kalkarım gözlerindeki sıcak yatağımdan
Yüzümü bol umutla yıkarım
Kahvaltım krallara layık
Hayallerimin üstüne bolca mutluluk sürer
Yanına da hayalinle , gülüşünü ekleyip
Üstüne de bir bardak sıcak neşe içtimmi
Doyurur ruhumu çıkarım evden
Her gün aynı yerde , aynı saatte
Bugün gelip beni yarınlara götürür
Sonra varırım yarınlardaki kalbine
Başlarım o günkü mesaime
Ağırdır benim işim
Tatil yok bu işte , izin yok
Çalışırım her gün deliler gibi
Mesai yetmez hiçbir zaman
Bende taşırım evime her akşam işimi
Hatta uyuduğumda rüyalarıma girer
Devam ederim uykumda her şeye
Anlayacağın günün yirmi dört saati ,
Haftanın her günü
Yorulmadan , bıkmadan , usanmadan çalışırım
Patronum sensin benim
İşim seni sevmek
Maaşım senin sevgin
Ve sayın patronum bende her çalışan gibi
Yüksek maaşlar beklerim senden
by eserce
Her sabah senin aşkına uyanırım
Kalkarım gözlerindeki sıcak yatağımdan
Yüzümü bol umutla yıkarım
Kahvaltım krallara layık
Hayallerimin üstüne bolca mutluluk sürer
Yanına da hayalinle , gülüşünü ekleyip
Üstüne de bir bardak sıcak neşe içtimmi
Doyurur ruhumu çıkarım evden
Her gün aynı yerde , aynı saatte
Bugün gelip beni yarınlara götürür
Sonra varırım yarınlardaki kalbine
Başlarım o günkü mesaime
Ağırdır benim işim
Tatil yok bu işte , izin yok
Çalışırım her gün deliler gibi
Mesai yetmez hiçbir zaman
Bende taşırım evime her akşam işimi
Hatta uyuduğumda rüyalarıma girer
Devam ederim uykumda her şeye
Anlayacağın günün yirmi dört saati ,
Haftanın her günü
Yorulmadan , bıkmadan , usanmadan çalışırım
Patronum sensin benim
İşim seni sevmek
Maaşım senin sevgin
Ve sayın patronum bende her çalışan gibi
Yüksek maaşlar beklerim senden
by eserce
yapın biriniz



eskiler.. durup düşündükçe gözümün önüne gelen resimler acayipleşiyor. misal eski otobüsleri düşünüyordum da daha doğrusu dolmuşa otobüs dediğimiz zamanları. inmek istediğini bildiren bir düğme yoktu mesela ve beni en çok, arkadan gelen, " inmek istiyorum " cümlesinin orta kapı civarında boğuklaşarak kaybolması hüzünlendiriyordu. neyse ki o düğmeler çıktı, önceleri sadece kapıların olduğu ve 1.75 boyun altındakilerin yetişemeyeceği bir yerdeydi o düğmeler, oysa şimdilerde böyle mi ? oturduğun dörtlü koltuğun yanında bile var.
bu düğmelerin var olması olası komik durumları beraberinde getirecektir tabi ki. şunun gibi , yolculuk sırasında yerinden kalkan bir teyze, ki muhtemelen inmek için seslenemeyeceğinden düğmeye basmak zorundaydı, öylede yaptı. lakin bastığı düğmenin yerinden çıkarak düşmesi beklenmedik bir durumdu. teyze de bu beklenmedik durumu düzeltmek için düğmeyi yerine takmaya çalışıyordu. ama şöfürün kurduğu cümle hepimiz için daha bi beklenmedik ti.. " bırak teyze .mına koydun zaten" kınıyorum seni şöför bey...
evet daha önce de otobüsle ilgili bir yazı yazmıştım ve evet hatırlıyorum orda da teyzelere takmıştım. ters gidemeyen teyzelere. şimdi ise hep yapmak istediğim ama bir türlü yapamadığım ve büyük ihtimalle yapamayacağım bir şeyi buraya yazarak bu durumun yapılabilitesini artırmak istiyorum. konu şu ki; otobüsün yarı dolu olduğu zamanlarda yani ayakta kalan bir iki kişinin olduğu zamanlarda oturuyorsanız yerinizi korumanız gerecektir öyle ki sizden bir iki yaş büyük olanların bile orada gözü olacaktır. ve tabi ki arkadan şu sesi de duyacaksınız " gencee bak nasılda yayılmış yer vermiyor ayıp ayıp bide genç olacak" diye bir cümle. pek te yabancı olmasa gerek size. işte bu cümleyi duydun mu yavaşça yerinden kalk ama bi yandan da ayağının ağrıdığını belli et ve bir ayağını topallayarak düğmeye basmaya git. giderken de o cümleyi kuranın suratına küçük emrah filmlerinden olan "hınç" ta ki holding kuran emrah gururunu yüzünde oluştur. indikten sonra kaldırıma ayağını kaldırama ve dönüp tekrar o kişiye bak bu ona uzun bi süre yetecektir. ne olur biri bunu benim yerime yapsın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
