bizden: etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bizden: etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

oflu yunus






MEKAN : Hira Dağı

AYRINTI : Kuran'ın inmeye başladığı yer

not : yunus adlı adaşımı bloga yazar olarak almayı teklif ediyorum...

malkoçoğlu şeysi



herhalde fetişliklk derecesnde ki bu tutku sadece bizde vardr ... böyle yetiştirildk ama yeşilçmda malkoçoğlu bizans prensesne kayar dinle Allah la ilgli tek bi kelime yok ama elena hanım hopp iki dakika sonra şahadet getirmş elif olmus ayşe olmus olsun da ne yaşadın arkadaşım sen cima anında, sevişrken nasıl bi aydınlanma oldu sanki din değiştirnce G-spotunn yeri değişicek karının...
sonuçta olay bu değil ki arkadaşım bunun cinsellkle bi alakası yok yokta bunu ergen bünyenn alış tarzı ve gerçeği anlayana kadar harab olan gençliğim de gün gibi aşikar..
sırf bu yüzündn uzunca bi süre din değiştiren kadınlara kaşar gözüyle baktım din değiştiren erkeklere olan bakış açıma girmiyorum bile
siz ukraynann dinini yıllarca İslamiyet sanmanın verdiği acıyı tahmin edebilir misiniz?
bi de
hala aklınızn bi köşesinde merveyle evlenen jhon un sünnet düğünnde attğı göbecikler yok mu ?


ne bilm budistler türkler örümcek kutsal hayvan diyip öldürmediğnde budizmn yayılma hızıyla ilgli istatistklerde bunu kaale almıyolardır herhalde...
merve vejeteryan oldu eti meti kesmiş kesin ineğe tapıyo diye şenlik yapan köri kokulu hindu dostlarm da olmadı benim...
nasıl desem işte osman abi pijamalaryla mangal yaparken sevinç göz yaşları döken mecusiyede rastlamadım daha ..........

muhabir:elena hanım bu dini neden seçtiniz? zor oldu mu? uzun süre araştırma ihtiyacı hissettinz mi ?
e: ---
m:elena hanm???elena
e:17 cm
m:nasl??
e:kafsı hariç

töbe tbe töbe
amin

AŞK-I İLAHİ



Önce sevgini yeşil bahçesini talan ettik Sonra sevmeyi unuttuk Ve neyi seveceğimizi de unuttuk Sonra... karışıklıklar çıktı Ve insanlığımızıda kaybettik Muhabbeti, şefkati, hoşgörüyü de kaybettik; sevgiyle birlikte Tebessümlerimizi de kaybettik Gülücüklerimizi yanaklarımıza mıhladık Her şey sevgiyle, sevmeyi bilmekle, muhabbetin sihirli iksirini içmekle başlar Ama bizler birbirimizin eksik taraflarını araştırdık Ve muhatabımızın yüzlerce güzel hasleti varken bir kötü alışkanlığını gördük Bizleri birleştiren onlarca esası unuttuk Ve bir birimizi affetmeyi unuttuk Birbirimizin noksanlarını tamamlamayıda unuttuk Ve sonra hepimizin topraktan geldiğini ve bir gün oraya gideceğimizi de unuttuk Bir birimizi dünya için yokluk için sevdik Ve sonra husumet ile kavga çıkarıp bir birimize girdik Ve gülmeyide unuttuk Çünkü tevekkülü, çünkü kanaaati, çünkü şükretmeyi unutuk Malı hakiki sahibine teslim edip ağır yüklerden kurtulmadık Dünyayı yar seçtik, o dünyanın hakiki yar olmadığını unuttuk Gülmeyi unuttuk Çünkü bir birimizi ve dünyamızı yaradanın namına sevmedikAraya dünyevi bir menfeat girince unutup tebessüm etmeyi, somurttuk Fedakarlığı unuttuk ve sonra kaderi tenkite koyulduk İstemesini unuttuk Dua etmeyi unuttuk İbadet ile istemeyi unuttuk Biraz çalışmayı biraz sıkıntı çekmeyi istemedik İşte bu kadardı bütün fedakarlık Bu kadar sıkıntı çekilir mi dedik Oysa O'nu razı eden her şeyi razı ederdi Ve O'nun razı olması her şeyin önümüzde boyun eğmesiydi Ölümü de unuttuk Dünyaya yapışıp kaldık Oysa her şey sevdiğimiz, hoşumuza giden her şey çarpıyordu kabir taşına paramparça oluyordu O'ndan gayrısı Bunu da unuttuk Saygıyı unuttuk, yardımlaşmayı unuttuk Bir birimizi eleştirdik durduk Birbirimizi hiç dinlemedik Anlamadık birbirimizin halinden Yüzlerce kalp kırıp, bir çok dostu eskittik Unuttuklarımızdan sadece bir kaçıydı bunlar Hiç düşündük mü acaba neleri unuttuk? Neden böyle karmakarışık her şey? Korkarımki neyi düşüneceğimizi de unuttuk...!!!

DEJAVU....

Dejavu;Fransızca kökenli bir kelimedir.Yaşadığın bir anı tekrar yaşıyormuşsun hissine kapılma demektir.Bilim adamları bu konuyu “Beynin sağ lobu ile sol lobunun milisaniyeden daha küçük bir zaman fark ile çalışması,bir taraf diğer taraftan önce algıladığı için,geç algılayan taraf bu olayı daha önce yaşamış gibi olur.Sinir aksonlarındaki minik bir sapmadan kaynaklanır.” Diye açıklıyorlar.Neyse bizim konumuz bu değil.Bilim adamlarını dahi boşa çıkartacak bir ülke olan Türkiye bizim konumuz.Bir ülkenin dejavu yaşaması.Hiç olur mu bunun için yaşayanın insan olması,onu da geçtik hiç değil ise bir beyni olması gerekir demeyin.Biz beynimiz olmadığı için yaşıyoruz.
Yıl 1950 çok partili yaşam,demokrasiye geçiş diyoruz iyi hoş 10 yıl sonra bir darbe sonrası yine demokrasiye geçiş.12 Mart yıl 1971 bir muhtıra demokrasiye ayar,sonrası yine demokrasiye geçiş.12 Eylül 1980 bir darbe daha sonrası demokrasiye geçiş.28 Şubat balans ayarı derken yine demokrasiye geçiş.Görüyorsunuz sadece demokrasiye geçmek için dahi 4-5 defa aynı olayları yaşamış ülkemiz yani dejavu.
6-7 Eylül olayları,12 mart,12 Eylül işkenceleri,Maraş,Çorum ve Sivas’ta unutulan insanlık,yaşanılan ayıplar.Bir değil,iki değil defalarca yaşanılan utanç.Al işte sizlere dejavu.Hani bir ülke dejavu yaşar mıydı saçmalama demeler,ne oldu?Bu durumdan daha kötüleri var.İşsizlik örneğin,açlık,yoksulluk,yoksunluk örnekleri.Bunlar dejavunun da ötesinde olan olaylar.Benim bu yalnız üzgün yurdum kuruldu kurulalı hep fakir,aç ve yoksul.85 yıllık tarihinde(ki daha öncelerine bu toprakların tarihine değinmiyorum dahi.) her gün hızla çoğalan bir şekilde açlığın pençesinde.İnsanlarım kendilerini bildiklerinden beri yoksullar ve hayattan yoksunlar.Köylüm,çiftçi kardeşlerim yılın her anı sabah serininden akşam karanlığına kadar toprağa terini akıtmakta.Bu sene belki bu sene biraz rahat ederim,az da olsa para kazanırım umudu ile her geçen yıl daha fazla çalışmakta ama yine yok,yine yok.
İşçi yoldaşlarım yeri geldiğinde kollarını,bacaklarını tezgahlarda kaybetmekte.Sırf biraz daha insancıl bir yaşam sürebilme umudu ile bu zorluklara katlanmakta.Vesselam ülkemin yaşadıkları bunlar.Her gün,her an eksilmeden aksine artarak aynı şeyleri yaşamakta.Diyeceksiniz ki şimdi bunların ne alakası var dejavu denilen olayla.Bir alakası var mı,yok mu aslında ben de tam olarak bilmiyorum.Arkadaşlar çok aranan başlıklarda yazda okunsun dediler bende başlığı dejavu koydum.Başlığı böyle koymuş iken içine de bir iki yerde yazmak zorunda kaldım.Benim bildiğim tek şey bunlar;ülkemin acı gerçekleri.Her gün eksilmeden yaşanılan ve bu gidişle yaşanılacak olan olaylar bütününden birer parça.Bir yurtsever olarak canı yürekten üzmekte bunlar beni ve eminim ki benimle aynı üzüntüyü paylaşan bir çok yurtsever insan var.Ben de istedim ki düşüncelerimi onlarla paylaşayım.Bu yazıyı okuyup benimle aynı düşünen ya da düşünmeyen tüm dostlara canı gönülden teşekkürler.Sevgi ve saygıyla kalın.

"Çok eskiden yaşadım bu anı ben"
Dersiniz şaşkınlık içinde.
İlk girdiğiniz bir ev,bir merdiven
Birden güneş vuran pencere,

Ve tam sırasında tren düdüğü...
İşte böyle gelmişti siz dünyada
Değilken bir gün öğleüstü
Bu renklerle bu sesler bir araya.

Yaşamak anımsamakmıdır yoksa?
Sanmam,bizde bir sestik belki
Birileri için yıllar önceki
Şaşırtıcı karşılaşmada.

Melih Cevdet Anday...

M.KESKİN……..

UTANÇ GÖMLEĞİ...

Deniz Mahir Ulaş sonuna kadar savaş.Dün böyle bağırıyordu İstanbul’da ki sözde devrimci göstericiler.IMF toplantılarını protesto amacı taşıyan gösteriler ve polis müdahaleleri sonucunda insanlık tarihine utanç tablosu olarak geçecek olaylar meydana geldi dün İstanbul’da.Polise,yaptığı müdahalelere değinmek dahi istemiyorum.Biliyorum ki polisin zihniyeti belli amacı belli peki ya göstericiler?
Kendilerini Solcu,Marksist,Komünist,Devrimci nasıl tanımlamak isterseniz öyle tanımlayın bir grup insan aslında hiç de öyle olmadıklarını dün gösterdiler.Kaldırım taşlarını sökmek,esnafın dükkanlarını taşlamak,banka camlarını kırmak ve bu vesile ile halka zarar vermenin neresi devrimcilik?Üstelik polisinde katkısıyla bir de insan hayatını kaybetti bu ahmaklar yüzünden.Bence bu arkadaşlar savundukları fikriyatı kavrayamamış ve üstlendikleri misyonun farkında değiller.Marks Komünist Manifesto’da bunlardan mı bahsediyordu,Komünizmi böyle mi tanımlıyordu? diye bir sormak lazım arkadaşlara.Yıkmak,yakmak insan canına zarar vermek.Benim bildiğim kadarı ile eşitlikçi,özgür,emekten yana insan mutluluğunu amaçlamıştı Marks tüm eserlerini kaleme alır iken.Bakıyoruz ki arkadaşlara bu düşüncelerden eser yok.Yağma talan ve sonuçta bir insanın ölümü.Dünyanın hiçbir düşüncesi,hiçbir ideolojisi(faşizm hariç;çünkü faşizm bir düşünce sistemi değildir.)bir insan canından önemli değil ve insan canına kastı savunmaz.
Büyük ihtimalle hatta emin olarak söylüyorum ki bu arkadaşlarla okuduğumuz kitapların,yayınların çoğu aynı ama yok bunlar okuduklarını yanlış uyguluyorlar.Teorik olarak algıladıkları fikirleri uygulamada tam tersi olarak kullanıyorlar.Komünizm,Marksizm,Devrimcilik bu değildir.Devrimci insan halk için ve halkıyla beraber vardır onların yaşam kaynaklarını,geçim şartlarını yok etmek için değil.Ve en önemlisi bir devrimci asla insan canına kast etmeye kalkmaz üstelik bu can bir emekçinin halktan birinin canı ise asla.Tekrar ve üstüne basa basa söylüyorum ki Marksizm,Komünizm insanlığı mutlu etmek için,halkları refah içinde yaşatmak için vardır ve var olacaktır.
Dünyanın hiçbir düşüncesi bir insanın hatta bir canlının canından önemli değildir.Tüm bu sistemler insanlar için vardır onları yok etmek için değil.Ve ben diyorum ki;bunlar Devrimci,Solcu değiller.Ben tüm Devrimciler adına bu kendini bilmezleri kınıyor ve Marksizm’e giydirilmek istenen utanç gömleğini lanetliyorum.

Topraktan atesten ve denizden doganlarin en mükemmeli dogacak bizden................................ ve insanlar ellerini korkmadan düsünmeden birbirlerinin ellerine birakarak yildizlara bakarak:-"Yasamak ne güzel sey!"diyecekler;bir insan gözü gibi derin bir salkim üzüm gibi serin bir ferah bir rahat bir isitilmemis sarki söyliyecekler..Hiçbir agaç böyle harikulade bir yemis vermemis olacaktir.Ve en vadedici bir yaz gecesi bile böyle sesler böyle inanilmaz renklerle sabaha ermemis olacaktir..Topraktan atesten ve denizden doganlarin en mükemmeli dogacak bizden...Nazım Hikmet Ran


M.KESKİN